18 Ocak 2012 Çarşamba

Yollardaki Çalışmalar

Bornova'da aylardır kazılmadık sokak ,cadde kalmadı.Zaten sıkışık olan şehir içi trafik çekilmez hale geldi.Anladığım kadarıyla kazan özel bir firma.İsmini zikredip reklamını yapmak istemiyorum.Turuncu kablolar gömüyorlar.İnternet için.Ve gece gündüz çalışıyorlar.Çok ultrasonik kazma aletleri var.Sonra kazdıkları yeri kapatıyorlar.

Sorun burda başlıyor!Kapanmıyor.Kapatmada ki kalitesizlik inanılmaz.Bazı kapanmış yerlerde yürümek bile mümkün değil.Sanki yollar nazi uçakları tarafından bombalanmış gibi.Biz hakikaten bunu mu hakediyoruz? Bu kadar mı kötüyüz? O yollar şehir içinde,bir şehrin kalitesi kaldırımlarımlarıyla ve yollarıyla ölçülür.Bornova da kulağının arkası ellenmemiş yol ve kaldırım kalmadı!

16 Ocak 2012 Pazartesi

Yalan Dünya

Yalan Dünya başladı.Bakıyorum da hep aynı sözler...Bir Avrupa Yakası değil.Herkes aklında ki Avrupa Yakasının en iyi bölümüyle kıyaslıyor.Ben Avrupa Yakasının ilk bölümüyle kıyasladım ve sonuç: Yaln Dünya fersah fersah önde.Belki Avrupa Yakasının bıraktığı seviyeye gelemiyecek ama şu an için startı Avrupa Yakasından daha iyi.Siz ne dersiniz?

14 Aralık 2011 Çarşamba

Yarım elma


Çevremde ki Apple çılgınlığı inanılmaz. Ne çıkarsa hepsi tutuyor.Hepsi trend oluyor. Tamam kabul ediyorum çok şık tasarımlar.Ama elden bırakmama, yemek yerken Iphone 'un bilmem ne uygulamasıyla bilmem ne yapma. Birisi birşey dediği zaman çocuğuna laf edilmiş anne gibi savunmalar.

Anlayamıyorum.Derken Çin'de bir genç Ipad almak için böbreğini sattığı haberini okudum nette.Yuh dedim.
Nedir bu karşı konulmaz içgüdü ?



Geçenlerde bir konferansa gittim.Carl Gustav JUNG hakkaındaydı.Psikolojinin babalarından biri.Jung hayatının 40 yılını arketipleri incelemeye ayırmış.Detaylara girmeyeceğim.Diyor ki insanlar hikayeyi bilsin bilmesin "kollektif bilinçaltında bulunan" bir öğe insana tanıdık gelir.


Bu arketiplerden biriside Adem'in elmayı çalması.ve yemesi.Çaldığı ağaçta bilgelik ağacı olarak düşünülürse uğruna cennetten kovulunulan "kıymetli" bir elma öğesinin ortak bilinçaltımızda bulunduğu gerçeği bazı şeyleri biraz anlamı sağladı. Ama biraz.

28 Kasım 2011 Pazartesi

12. İzmir Kısa Film Festivali


Festivale bir gün gidebildim.Cumartesi günü. Aslında amacım Pazar günü de gitmekti ama çektiğim eziyeti düşününce cesaret edemedim herkesin tatil günü olan pazar günü de gitmeyi. İlgi çok üst düzeydeydi.Çok güzel bir şey bu.

Ama artık demekki Fransız kültür'ün salonunda bu iş olmayacak.Dar geliyor.Bir çok kişi filmleri ayakta izledi.Bir çok kişi yere oturdu.En eziyetliside aralarda herkesi salondan çıkarıp salonu havalandırırken herkesin kapada beklediği tıkış tıkış anlardı.Bir daha ki salona girişte herkes yer kapmak için kapıdan ayrılmadı.Bu festival artık oturdu.Ve kesinlikle yer konusu çözülmeli.

Bunun dışında çok güzel filmler vardı.Fuaye deki setlerde foroğraf çekmişi bir fotoğraf sanatçısının sergisi ilgi çekiciydi.
Söyleyişiye giremedim.Çünkü film izliyordum.Filmler bittiğinde küçük salonda ayakta bile yer yoktu.
:)

Gülköy

Hafta sonu Gülköy isimli çok şirin bir sahil köyünde idim.İzmir den 40 dakka mesafede.Yol tamamen otaban.Karaburuna gelmeden önce sahil kenarında şirin bir yer.Tam kafa dinlemelik.Böyle yerleri daha çok seviyorum.

Ege-sev sitesi denilen sitenin şirin bir tesisi var.Güzel ve ucuz yemekler.Ve eski elektronik eşyaları koydukları vitrinde ilgi çekiçiydi.1920 yapımı telefonlar,hem televizyon hem radyo hemde teyip olan cihaz,vs...Yazlık siteler mevcut.Kiralanabilir belli sürelerde. Birde sahile inşaa edilmişküçük konteyner tarzı evlerde de kalınabilir.
resimleri aşağıdadır.












16 Kasım 2011 Çarşamba

Uluslararası İzmir kısa film festivali


Bu senenin proğramına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

                                                     http://www.izmirkisafilm.org/liste.html